22 Temmuz 2011 Cuma

Çokdillilik ve Ulusal Marş


Güney Afrika'nın dünya şampiyonu ragbi milli takımının sembolü keseli antiloplardır. Bu yüzden milli takım daha ziyade keseli antilobun İngilizce karşılığı olan Springboks adıyla anılır.

1940larda Apartheid rejiminin Güney Afrika'da kurumlaşmasından önce de Springboks'larda tek bir siyahi oyuncu dahi yoktu. Bu durum ağırlıklı olarak kurumlaşmış, yerleşik ayrımcılıkla beraber siyahların hemen hemen hiçbir dönem ragbiye fazla ilgi göstermemesinin bir sonucuydu.
Ragbi bir beyaz sporu olarak bilinir. Sadece Güney Afrika'da değil ragbinin popüler olduğu İngiltere'nin milli takımında da siyahi oyuncu sayısı azdır. Fransa milli takımı da Sebastian Chabal ve beyazlardan oluşur. (ragbi izleyenler ne demek istendiğini anlar, anlamayanlar gugıllayabilir kendisini).

1994 yılında Apartheid rejiminin yıkılmasının ardından Springboks da tartışmaların odağına yerleşti. Ragbiyi beyazlara ait gören, hatta Apartheid rejiminin sembollerinden biri olarak değerlendirenlerin sayısı o kadar çoktu ki Mandela idaresinin mutlaka bir şeyler yapması gerekiyordu.

Bu o kadar önemli bir konu haline geldi ki Afrika Ulusal Kongresi Güney Afrika'da ragbi sporunun ülkeyi etnik ve sınıfsal anlamda daha iyi temsil etmesi için önlemler alınmasını kararlaştırdı.
Bu kararının hemen ardından 1995 yılındaki Dünya Kupasında Springboksların kadrosuna ilk siyahi ragbi oyuncusu Chester Williams alındı. 1999 ve 2003 Dünya Kupalarında da Williams tek siyasi oyuncu olarak kadroda yer aldı. 2007'de ona dünyanın en iyi açıklarından biri olarak kabul edilen Bryan Habana ve John Paul Roger Pietersen katıldı.

2007 Dünya Kupası Springboks için bir dönüm noktasıydı. Finalde İngiltere ile karşılaşan Springboks milli marş seromonisi için dizildiğinde Fransa'da tüm turnuva boyunca her maçta yaşanan şey bir kez daha tekrarlandı. İki oyuncu dışında tümü beyazlardan oluşan takım hep bir ağızdan Güney Afrika milli marşını söylemeye başladı: “Nkosi Sikelel' iAfrika / Maluphakanyisw' uphondo lwayo – Tanrı Afrika'yı korusun / Onun şanını yüceltsin”.
Güney Afrika milli marşı dünyada beş dilli tek milli marştır. İlk iki mısrası Hosa dilindedir. Bu takip eden iki mısra Zulu, ardından gelen dört mısra ise Sotho dilinde söylenir. Bunların ardından Afrikaans ve İngilizce söylenen mısralar sıralanır.

O günkü finali, Aparheid rejimine karşı mücadelede sembol haline gelmiş Soweto'nun ana meydanında toplanan binlerce kişi dev ekranda izliyordu. Soweto da milli marşa gelenekselleşen şekilde sıkılı yumruklar havaya kaldırılarak eşlik etti. Stade de France'da yaşananlar Soweto'nun kalbini bu kez gerçekten fethetmeyi başarmıştı.
Öyle ki Soweto'daki kalabalık Sprigboks her atağa kalktığında bir zamanlar onları ikinci sınıf gören beyazların dilinde bağırıyordu: “Hier kom die Bokke – İşte Antiloplar geliyor”.

Nkosi Sikelel' i Afrika hikayesi olan bir marştır. Bu hikaye de sadece Güney Afrika'da verilen mücadele ile sınırlı değil.

Güney Afrikalı bir koro şefi olan Enoch Mankayi Sontonga tarafından 1897'de yazılan marş kısa sürede siyahlar arasında popüler oldu. 1912'de Afrika Yerli Ulusal Kongresi toplantısınının kapanışında okunan marş 1925'te ANC'nin resmi marşı olarak ilan edildi. Zambiya, Tanzanya, Namibya and Zimbabwe bağımsızlıklarını kazandığı zaman Nkosi Sikelel' i Afrika'yı ulusal marşları ilan etti. Ancak Zimbabwe ve Namibya daha sonra yeni ulusal marşları kabul etti.
Fakat bu marş dünyada daha çok Güney Afrika'daki siyahların hak mücadelesinin bir sembolü oldu. Gizli toplantılarda, yeraltında, yasadığı gösterilerde yumruklar sıkılı söylendi. Afrika'ya olan sevgiden daha çok beyaz egemenliğine duyulan nefretin sembolüydü.

Steve Biko'nun gözaltında öldürülmesini ve sonrasındaki gelişmeleri konu alan Cry Freedom – Özgürlük Çığlığı adlı filmle birlikte Nkosi Sikelel' i Afrika uluslararası alanda çok daha tanınır bir marş haline geldi. Filmde Biko'nun cenazesi sırasında toplanan kalabalığın marşı söylediği sahne en etkileyici sahnelerden biriydi.
Apartheid rejimi yıkılıp ANC iktidarı devraldığında değişen şeylerin başında Güney Afrika milli marşı vardı. 11 resmi dili bulunan Güney Afrika'da ulusal marşın Nkosi Sikelel' i Afrika olması isteniyordu. Ancak Mandela idaresi buna izin vermedi. Yeni ulusal marş Güney Afrika'nın tüm kesimlerini temsil etmeliydi.

Bu nedenle Nkosi Sikelel' i Afrika ile eski Güney Afrika milli marşı birleştirildi. Marşın ilk üç kıtası Nkosi Sikelel' i Afrika'nın orijinal melodisine sadık kalınarak siyahilerin konuştuğu üç dilde, son iki kıtası da Afrikaans ve İngilizce dillerinde düzenlendi. Önceleri biraz yadırgandı. Uzunca bir süre siyahlar marşın Afrikaans bölümlerini beyazlar da siyahilerin dillerinde yazılan bölümleri söylemedi. Ama zamanla yeni Nkosi Sikelel' i Afrika Güney Afrika'nın birliğini, demokrasisini temsil eden bir marş haline geldi.
Dünyadaki hak hareketleri mücadelelerine bakıldığında Kürt sorununun çözümü konusunda ilham verecek bir çok örnek bulunabiliyor. Güney Afrika'da yaratılan birlik (orada herşey toz pembe diyemeyiz, bugün dahi aşılması gereken o kadar çok sorun, iki kesim arasında kurulması gereken o kadar çok köprü var ki) de birçok noktada örnek olabilir.

Bugün Kürt sorununun çözümünde ortak vatan prensibiyle hareket edilecekse mutlaka iki halkı ortaklaştıracak sembollere birleştirecek noktalara ihtiyaç var.

Ulusal marş da buna dahil mi? Bence dahil.

Radikal mi? Evet; mevcut koşullara bakıldığında çok radikal. Ey Raqip'i Kürt illerindeki törenlerde, okullarda okutmayı kabul ettirmekten çok daha zor belki.

Ama şunu belirtmekte fayda 20 milyona yakın Kürt'e, kendi rengini bulmadığı ortak sembolleri, ortak bir vatanı bu aşamadan sonra kabul ettirmek zor.
15 sene önce dahi Diyarbakır'da birçok okuldaki bayrak törenlerinde İstiklal Marşı'nı sadece okutan müzik hocaları ve az sayıda öğrenci söylerdi. Şimdi herhalde kimsenin sesi çıkmıyordur.

Gidip Hakkari'de, Van'da, Diyarbakır'da bir bayrak töreni izleyin, ne demek istediğimi anlarsınız.

Doğan Barış Abbasoğlu

Hiç yorum yok: