7 Haziran 2011 Salı

Seçim İzlenimleri - Ağrı

Serhat izlenimlerimin Muş ayağını bitirdikten sonra bulduğum ilk araçla Ağrı’ya doğru yola koyuluyorum. Muş’un Malazgirt ilçesine yakın Patnos ilçesi ilk uğrak yerim oluyor. Günlerden cuma. Bir süredir tüm Kürt coğrafyasında demokratik direnişin sembol eylemlerinden biri haline gelen, etkisinin büyüklüğü nedeniyle Başbakan’ı ve çevresini bile çileden çıkaran cuma namazlarından birine denk geliyorum. Demokratik Çözüm Çadırı’nın önünde kılınan namazda vaazı Kürtçe veren Erciş’li meleyi dinliyor öyle geçiyorum.

Ortamı bulandırmak için aday olmuşlar


Malazgirt’ten Patnos’a geçtim. Esnaflar, gençlere seçimler hakkında sorular yönelttiğimde, hemen kızgınlıklarını dile getirdikten sonra, BDP’nin tek bağımsız adayı Halil Aksoy’u desteklediklerini söylediler. İnsanlardaki bu kızgınlığı sonradan gittiğim Doğubayazıt, Diyadin ve Ağrı’da da gördüm.


Neden 3 aday gösterilmedi? sorusuyla sıkça karşılaştım. Yedek adayın olmamasına tepki gösteriyorlardı. Aynı şehirlerde, kazanması kesin olan tek adayla gidilen seçimde çok oy alma çabasını ve kararlılığını da gördüm. Burada iki bağımsız adaydan daha bahsettiler. Biri eski MHP milletvekili Nidai Seven. MHP’nin ideolojik adlarından ve örgütçülerinden. Seven, Koray Aydın zamanında partisinden ihraç edilmiş. Adaylığını, mensubu olduğu Pinaşi aşiretinin gücüne dayandırıyor. Diğeri ise, polis emeklisi Aslan Aksoy. Halkın görüşü şu: Ortamı bulandırmak için aday olmuşlar!


Patnos’ta Demokratik Çözüm Çadırı’nda cuma namazı için yaklaşık 120 kişi saf tutmuştu. Melle, Erciş’ten getirilmiş. Hocanın verdiği Kürtçe vaazı dinledikten sonra, yola çıktım. Bağımsız aday Halil Aksoy ve çalışma ekibi Doğubayazıt’ta olduklarından, oraya gittim.


Orada da Demokratik Çözüm Çadırı’na uğradım. Orada Fatma Karayıl adında bir kadınla görüştüm: “Bir oğlum dağda, bir oğlum Trabzon Cezaevi’nde. Oğlumu gidip göremiyorum,” dedi. Seçimler hakkındaki görüşünü sordum: “Seçimleri yurtsever adaylar kazansın. Bizim insanlarımız kazansın. Bu ortamı hak etmeyenler aramıza gelmesinler, çekip gitsinler. AKP hükümeti bize ne yapmış? Ancak kanımızı akıtmışlar, ancak anaları ağlatmışlar, çocuklarımızı cezaevlerine atmışlar. Biz sonuna kadar halkımızla beraber mücadele edeceğiz, önderliğimizle beraber olacağız,” dedi.

Bir süre sonra, Aksoy ve çalışma ekibi içeri girdi. Köy gezisinden geliyorlardı.


Seçim ekibi çadıra girdiğinde, aralarında bulunan Murat Öztürk’le adaylığının vetosunu ve seçim sürecini sordum, o da anlattı:


Kazanmak için değil, başarmak için çalışıyoruz


“2011 seçimlerine aday gösterildim. Savcılığa başvurup yasal durumumu sorduğumda hiçbir sorunumun olmadığı söylendi. Başvurumu yaptım. İl seçim kurulu 76. Maddeye dayanarak adaylığımı iptal etti. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurup siyasi yasağımın olmadığına dair belge alıp il seçim kuruluna sundum. YSK’nin veto kararı ve sonrasında alınan düzeltme kararı, benim adaylığımı da kapsıyordu. Fakat bu durum yarım saat sürdü. Hemen ardından veto edildim.

2007 seçimlerinde toplam 270 bin seçmen vardı. AKP kullanılan 220 bin oydan 104 bini alarak 5 milletvekili çıkarmıştı. 2009 il genel meclis seçimlerinde DTP 76 bin, AKP 55 bin oy almıştı. Şuan 300 bin seçmen var ve 4 milletvekili seçilecek. Yaptığımız çalışmalarla, 2 adayın alacağı oy oranının üzerinde bir rakamı hedefliyoruz. Yani toplam oyların % 51’ini almalıyız. 2009’daki oyları ikiye katlayacağımızı umuyoruz.


AKP ise, oylarını koruyabilirse başarılı sayılır. Bu seçimde kazanmak için değil, başarmak için çalışıyoruz”


Bölme politikaları devam ediyor


Diyadin’de gezinirken kime sorsam, “oyumu BDP’ye vereceğim” diyordu. Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkan Vekili Mehmet İdacı’ya sordum: Diyadin’de bizim izlenimimize göre, BDP ve AKP oy alır, bağımsız bir aday daha var: MHP kökenli Nidai Seven. Onun da belli bir oranda oy alacağını düşünüyoruz. Bu adayın geliş amacı sadece Kürt iradesini bölmeye dönüktür. Burada Kürt toplumu içerisinde aşiret mantığını güdüyor. Burası feodal değer yargılarının ağır olduğu bir ilçedir. 1994’lere kadar burada feodalizm sosyal yaşamın içinde çok ön planda değildi. HADEP barajı aşamayınca, ilçeden biri CHP’den, biri MHP’den iki milletvekili çıkmıştı. Ondan sonra aşiretçilik yeniden hortlatıldı. Şu anda Diyadin’de onlarca aşiret birbirine düşman, kanlı ve şu an  kanlı olmasından dolayı evden çıkamıyorlar. Yükselen Kürt iradesini kırmaya dönük çalışmalar yürütüyorlar. Nidayi Seven Pinaşi, Cemal Kaya Şemski aşiretindendir. Zaten Şemskilerin çoğu AKP’ye çalışıyor.”


Bir hafta önceki yumurtalı protesto eylemini sordum: “MHP ve AKP seçim aracı geldiğinde, halk taş veya yumurta atarak tepkilerini dile getirdiler. AKP milletvekili adayların araçları komple yumurtayla boyandı. Miting yaptıkları alanda da aynı tepkiyle karşılaşmışlar ve programlarını yarıda kesmişler,” diye yanıtladı.


Üç aday da konulsaydı kazanılırdı

Ağrı’da KESK, Tabipler Birliği, DİSK-Sağlık İş ve İMO temsilcileriyle Ağrı’nın durumunu konuştuk. Özetle şunlar dile getirildi: “Her ilde kadın doğum ve çocuk hastanesi varken, Ağrı’da sadece devlet hastanesi var. Nedeni ise, nüfusun 200  binden az olmasıymış. Hastanenin tomografi ve röntgen bölümleri özelleştirildi. 100 bine yakın kişinin aile hekimi yok. Bebek ölümleri geçen yıllara göre arttı. Bebek aşı oranı yüzde 80’den yüzde 55’e düştü.

Ağrı, GSMH açısından en sonda yer alıyor. Hayvancılık öldürülmüş. İşsizlik had safhada. AKP bu durum karşısında insanları sadaka kültürüne alıştırmış.


Ağrı’da, Taşlıçay ve Tutak’ta Karapapak ve Azeriler yaşıyor. CHP’nin 1. sıra adayı Azeri ve geçmişte sol kültürden gelen biri. Toplamda 6-7 bin oyu bulan Azeri ve Karapapak oylarını hedefliyor.


Geçmiş yıllardaki seçim havası yoktu. Ağrı’da seçim sonuçları baştan belirlenmiş: BDP’li bağımsız adayın oyu 100 bini aşarsa, CHP’de bir aday çıkarabilir. Aşmazsa AKP’nin işine yarayacak. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’ndan üç aday da konulsaydı kazanılırdı. Tek aday olması gelecek oyları olumsuz etkileyebilir.”



Bugünkü koşulları öngörebilseydik parti olarak girerdik


Bağımsız milletvekili adayı Halil Aksoy’a seçim çalışmalarının seyrini ve halkın ilgisini sordum. Ağrı’da  parti çalışanlarından dolayı BDP’li 27 Kürt siyasetçisi cezaevinde tutuklu olduğunu anlatan Aksoy, çalışmalardan çok umutlu görünüyordu. Bu umudun gerekçesini şuna dayandırıyordu: “Seçimlere giderken, halktaki ilginin var olduğunu görüyorduk ama, bu kadar yoğun bir ilginin olabileceğini bilmiyorduk. Kürtlere yönelik antidemokratik uygulamalar başladıkça, buna karşı da bir demokratik direniş çizgisi belirmeye başladı ve böylece seçimlere olan ilgi de oldukça arttı. Serhat bölgesinde de bu ilginin çok daha artmaya başladığını görüyoruz,” dedi.

Newroz’da önemli bir coşkunun yaşandığını belirten Aksoy, “Çok ciddi bir çalışma yapmamamıza rağmen iyi bir katılım sağlandı. İlk kez Eleşkirt ve Taşlıçay ilçelerinde Newroz etkinliği yapıldı ve beklenmedik bir ilgiyle karşılandı.” Halktaki yoğun ilginin öbür nedenlerini sıraladı: “AKP adaylarının halk tarafından tanınmaması, YSK’nin veto kararı ve Murat Öztürk’ün adaylığının iptal edilmesi.”


Bugün tek adayla seçime girmenin nedenine ilişkin sorumuzu şöyle yanıtladı: “Seçimler üzerine değerlendirme yaparken önümüze yüzde 51 oy oranını hedef koymuştuk. Bu öyle gelişigüzel bir görüş ya da birkaç kişinin yaptığı tespit değildi. Halkla yaptığımız toplantılar sonucu ve aldığımız bilgiler ışığında bu tespiti yapmıştık. Bu nedenle ‘2 milletvekilini alabiliriz, hatta 3’ü de düşünebiliriz’ diye bir görüş ve düşünce ortaya çıkmıştı. Biz 2 adayın başvurusu sırasında 3. adayın da hazırlanmış olabileceğini düşünmüştük. Fakat o arada boş bulunduk, artık ‘bir ihmal’ mı diyelim, bir durum oldu. Artık bu aşamadan sonra bizim yapabileceğimiz tek şey, bir milletvekili seçmek değil, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini oldukça yüksekte ve itibarlı bir yerde teşekkül etmektir.” Seçim çalışmalarında en büyük zorluklarının mali zorluklar olduğunu belirten Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: “AKP’liler trilyonlarla seçim çalışmalarına başlarken, biz halkımızın fedakarlıklarıyla, bize aktardıkları küçük bağışlarla sürdürmeye çalışıyoruz. Kimi işadamlarımız da bize katkı sunduklarında AKP yetkilileri tarafından tehdit ediliyorlar.”


Aksoy’a “Halkın bu potansiyeli önceden görülebilseydi BDP tarafından nasıl bir politika geliştirilebilirdi” biçimindeki sorumu, “Bugün açılışını yaptığımız iki köy var. Seçim bürosunda sohbet ederken, köylülerin söylediği bir sözdü. Evet, bugünkü koşulları öngörebilseydik parti olarak girebilirdik. Doğrusu aynı şeyi ben de düşünmüyor değilim. Çünkü o köyde daha önceki seçimde 2. partiydik. Bu seçimde 1. olacağımız kesin, bunun yanında, en yüksek oyu da alacağız” diye yanıtladı.

 
Halil Aksoy kimdir?

1948 Ağrı merkez Aşağı Yoldüzü (Darebiya jêrîn) köyü doğumlu. İlkokulu Ozanlar (Eranos) köyünde okudu. Öğretmen okulunu Van-Alparslan İlk Öğretmen Okulu’nda okudu. 1977 yılında öğretmenliğe başladı. TÖS ve TÖB-DER üye ve yöneticiliği, AKÜD, Kurucu ve üyeliği, İHD üye ve yöneticiliği, Emekli-Sen üyeliği, Kürt-Kav kurucu üyeliği, HEP-DEP-DEHAP-HADEP-DTP-BDP’lerinin kurucu üyeliği Bölge Sorumluluğu, Eğitim Komisyon Üyeliği ve Parti Meclis Üyeliği, DTP İstanbul İl Başkanlığı yaptı. DTP kapandıktan sonra, BDP’ye geçti. Ağrı il başkanlığı görevine getirildi. 20 gün sonra tutuklandı. 8 ay cezaevinde kaldı. Toplam 13 yıl hapis yattı ve hakkında açılmış onlarca dava sürüyor... Evli ve iki çocuk babasıdır.

1 yorum:

Anonim dedi ki...

sen özgürlük çiçeğisin..!