10 Aralık 2012 Pazartesi

Altan TAN - Davutoglu'nu Kerkük'te Tutuklayacaklardi Kürtler Bunu Engelledi (VİDEO-Haber)

video
 ABD ve AB Suriye’deki iç sorunun daha da alevlenmesi için AKP eliyle kirli senaryolarını adım adım uyguluyorlar.

Ortadoğu’da Kapitalist Modernist sistem kendi inşası olan Tunus, Mısır ve Suriye gibi diktatoryal rejimlere karşı gelişen halkların isyanının önünü alamayınca kendi kontrolüne alarak içini boşaltmaya çalıştı. Bu çerçevede ABD ve AB Türkiye’yi Ortadoğu’yu dizayn projesinin piyonu olarak kullanarak amaçlarına ulaşmaya çalışıyor. Kürtlere ve diğer etnikteki halklara yapılan katliam, baskı, sömürü, talan, asimilasyona göz yumarak halkların temel hak ve özgürlükleri kısıtlanıyor. Sanki hiçbir sorun yokmuş gibi ne kadar demokratik olduklarını gösteriyorlar. Askerlerin ve gerillaların yaşamlarını yitirmesinden sorumlu olan ve Ortadoğu’da halkların eşitlikçi, özgür ve demokratik bir yaşamı engelleyenler ABD ve AB’dir. ABD ve AB Ortadoğu’da onlarca yıl destekledikleri diktatörlüklere karşı halkın isyanı durdurulmayacak bir şekilde gelişince hazırladıkları plan ve projeler çerçevesinde dezenformasyon haberler ile kaosu derinleştirerek süreci manipüle etmeye çalıştılar.


ABD ve AB’nin piyonu Türkiye ne yapmaya çalışıyor?

ABD ve AB Suriye’deki iç sorunun daha da alevlenmesi için AKP eliyle kirli senaryolarını adım adım uyguluyorlar. Bu senaryoların bir parçası olan Türkiye Suriye’deki iç sorunu bahane ederek kendi ülkesinin sınırlarını koruma adı altında asker, lojistik ve tekniki malzeme yığınağı yapıyor. Mülteci kampı adı altında Suriye’den gelecek olan sığınmacılar için Kızılay yoluyla acılan çadırlarda kendi askerini kamuflajlı bir şekilde bekletiliyor. Türkiye – Suriye sınırındaki Hatay ile İskenderun sınırında bekletilen donanımlı askerlerin yanı sıra Ak Deniz de İskenderun deniz kuvvetlerine bağlı deniz birliklerinin her an Suriye’ye bir çıkartma yapacakmış gibi hazır bulunduruyor. Deniz güvenliğinden sonra Türkiye’nin kara sınırındaki Mardin’den Şırnak’a kadar olan sınır şeridine ağır silahlar,  tank, lojistik ve askeri sevkiyatın yaparak, Antep’in Kilis ilçesindeki sınıra da radar sistemi ve askeri birlikler kaydırılıyor. Suriye’yle olan sınır boylarını adeta ablukaya almıştır. Hava kuvvetlerine bağlı Diyarbakır ve Malatya’daki hava üslerinde ise savaş uçaklarını saldırı için bekletiliyor. Suriye sınırında casus uçaklar da alçak uçuşlar yapılıyor. Yine NATO, ABD ve AB’nin Suriye’deki iktidar karşıtlarına ekonomik ve silah yardımlarını Türkiye üzerinden yapıldığı açıktır. En son Suriye’deki Esad karşıtlarına Hatay üzerinden Suriye’ye silah soktukları ortaya çıktı. Suriye’de desteklenen Esad karşıtlarına her türlü katliamı gerçekleştirerek dezenformasyon haberlerle sanki Suriye’nin güvenlik güçleri yapmış gibi gösteriliyor. Suriye’ye uluslararası güçlerin müdahale etmesi için piyon olarak öne çıkartılan Türkiye onların istediği şekilde rolünü oynaması, G20 zirvesinde Erdoğan’ın Obama ile görüşmesinin ardından Suriye ordusuna sızdırılan casuslarının talimatlarıyla Türkiye’nin F4 savaş uçağının düşürülmesiyle gündem yaratıldı. Düşürülen uçağın ardından Suriye ordusundan bir generalin otuz üç asker ile birlikte Türkiye’ye sığınması düşündürücüdür. Suriye’nin Türkiye uçağını düşürmesinin hemen ardından NATO’ya üye olan devletlerin temsilcilerinin hemen toplanma kararı alması, ABD Dış İşleri Bakanı Clinton’un sert bir açıklamayla Suriye’yi eleştirmesi yine AB’ye üye olan devletlerden de olumsuz açıklamaların gelmesi Suriye’nin parçalama sinyallerinin göstergesidir.

109 askerin ölümünü ve düşürülen 4 Skorsky’i bırakıp Suriye’yle uğraşıyor

Yıllardır kendi iç sorununa çözüm getirmeyen Türkiye, Kürtlere ve diğer etnik kökenli halklara yapılan katliam, baskı, sömürü, talan, asimilasyon vs. görmeyerek talan ile gasp edilen bu halkların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayarak sanki hiçbir sorun yokmuş gibi kamuoyuna yansıtılıyor. Oysaki dünyadaki devletlerin öyle olmadığını bilerek buna sessiz kaldığını bütün halklar biliyor. Türkiye’nin 34 yıldır PKK ile savaşarak bir türlü başarı elde etmeyerek askeri operasyonları her seferinde gerillalar tarafından boşa çıkartıldığı gibi Kürt haklıda siyasi operasyonları boşa çıkartılmayı başarıyor. Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini savunan ve gasp edilen değerleri geri almak ve korumak için Kürtlerin savunma gücü olan HPG’nin 19 Haziran’da Rubarok, Oramar, Dağlıca ve Şıtazan da Türk ordusuyla gerçekleşen eylemler sonucunda HPG gerillalarının Türkiye’ye ait 4 Skorsky düşürülürken 3 kobra ile 6 skorsky de darbelendi. 109 asker öldü. 100’den fazla asker de yaralandı. 15 gerillanın da yaşamını yitirdiğini kamuoyu bildiği halde sessiz kalmıştı. Bir günün bilançosu bunlar iken dünya liderleri bu eylemler için sessiz kalmıştı. Dünya bir F4 uçağı düşürüldüğü iki pilottan haber alınmadığı için en sert açıklamaları yapıtlar. Türkiye’de gerilla eylemlerinden hala ders çıkarmayarak kendilerine askerlik yapacak olan fakir halkın çocuklarını kurban olarak kullanılmaya devam edeceğini gösteriyor. ABD-AB ve onun operasyonel örgütü NATO ise sermayelerine sermaye katmak ve Türkiye’yi kendilerine muhtaç bırakmak için Kobra ve skorsky satmak için sevindikleri için seslerini çıkartmıyorlar.

AKP Batı Kürdistanlıları hedef aldı

AKP devletinin Dış İşleri bakanlığı Suriye’ye müdahale etmek için Hewler ve Halep konsolosluklarına gizli belgeler gönderdi. Gönderilen belgelerde Batı Kürdistan’daki Kürtleri karalamak, itibarlarını zedelemek, Araplara Kürtleri hedef olarak göstermek, Kürtleri birbirine düşürmek gibi konuları içeren maddeler yer alıyor. Batı Kürdistanlıları Suriye’den göçe zorlamak için her türlü senaryolar uygulanıyor. Göçe zorlanan Kürtlerin Irak ve Federal Kürdistan’da kurulan kod isimli şirketlerde çalışmalarına yardımcı olmak, AKP devleti tarafından acılan YNK ve KDP bünyesindeki kentlere ve kamplarda kalmalarını teşvik etmeye çalışılıyor. Batı Kürdistan’daki PYD’nin(Demokratik Birlik Partisi) faaliyetlerini engellemek için jet hızıyla karalama kampanyalarının yapılması isteniyor. Suriye rejiminin kırılma noktasına geldiği bu günlerde Kürtler kendi güvenliklerini kendileri sağlıyor. Kürtlerin yaşadıkları şehirlerde şehrin giriş ve çıkışlarını denetim altına alarak şüpheli kişilerin şehre girmelerini engelliyor. Meşru savunmanın gereği yerin getiriliyor

KCK: Batı Kürdistan’a Askeri Destek Sunmak Zorunda Kalabiliriz



KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı Halep’in Eşrefiye Mahallesinde yaşanan saldırının ardından Suriye muhalefeti içindeki grupları Türkiye’ye güvenerek Kürt halkıyla çatışmamaları konusunda sert bir dille uyardı. Açıklamada, saldırıların devam etmesi durumunda KCK’nin Batı Kürdistan halkına sahip çıkarak askeri destek sunabileceği ifade edildi.

 Halep’in Eşrefiye semtinde Suriye muhalefetine bağlı bir grubun Kürtlere saldırmasının ardından KCK Yürütme Konseyi başkanlığı sert bir açıklama yayınladı. Kurban Bayramının ilk üç gününde düzenlenen saldırılarda 25 kişinin hayatını kaybettiği ve 30’dan fazla Kürdistanlının yaralandığının ifade edildiği açıklamada Silahlı çatışmalara katılmayan, özgürlük ve demokrasi mücadelesini sivil-demokratik yollarla sürdüren Kürt halkına karşı hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği, bu haksız ve zalimce saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar sonucu yaşamını yitiren tüm yurtsever Kürdistanlıların ailelerine ve bütün Batı Kürdistan halkına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz” denildi.

 BATI KÜRDİSTAN HALKININ ARKASINDA TÜM KÜRTLER VAR

KCK Suriye’de yaşanan çatışmalara taraf olmayan, özgürlük mücadelesini silahsız-demokratik yöntemlerle yürüten Kürt halkına karşı düzenlenen saldırıları “alçakça” olarak nitelendirerek “Herkes bilmeli ki, Kürt halkı sadece Batı Kürdistan halkından oluşmamaktadır. Batı Kürdistan halkının arkasında tüm Kürt halkı vardır ve Kürt halkı kendini savunabilecek, saldırganlara cevap verebilecek güçtedir” uyarısında bulundu.

Suriye’de değişim, özgürlük ve demokrasi değerleri için savaştığını söyleyen güçlerin, tıpkı diktatör bir rejim gibi Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde sivil-demokratik bir kitle yürüyüşünü tarayarak katliam yapmasının herkesi düşündürecek bir pratik olduğunu belirten KCK , bu olayın Türkiye’nin emir, talimat ve çıkarlarına göre hareket eden paramiliter güçlerin devreye girdiğini gösterdiğini ifade etti.

“Halep’te Kürt halkının iki mahallede tarafsız pozisyonu hiçbir biçimde muhalefet güçlerine zarar vermemekte, tersine önemli yararlar sağladığı bilinmektedir. Kürt halkı özgürlük ve demokrasi mücadelesinde önemli bir güçtür. Demokratik Suriye ve Özerk Kürdistan için büyük emekler vermiş, bedeller ödemiş bir halktır. Buna rağmen muhalefet güçleri adına hareket ettiğini ilan eden bu grubun katliamcı pratiği nasıl izah edilecektir?” denilen açıklamada bu grubun Suriye halkına ve Suriye devrim güçlerine hizmet etmediği aksine parçaladığı kaydedildi.

ASKERİ DESTEK SUNABİLİRİZ

Açıklamada devamla şunlar belirtildi: “Bu saldırgan gruplar Kürt halkına karşı saldırılarını durdurmalıdırlar. Türk devletinin desteğine güvenip Kürt halkının katili olmamalıdırlar. Eğer bu saldırılarında ısrar ederlerse Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak bizlerin, Batı Kürdistan’daki halkımıza sahip çıkmak ve askeri destek sunmak zorunda kalacağımızı bilmelidirler. Halkımızın ve hareketimizin böyle bir tavır alması durumunda kendilerinin ciddi bir biçimde zorlanacakları çok açıktır. Biz böyle bir kararı almak ve Suriye’de gelişen sürece karışmak istemiyoruz. Halkımız da kendi güvenliği için Suriye’de sürdürdüğü tutumu devam ettirmek istiyor ve kimseyle çatışmak istemiyor. Bu durumda hiç kimse Türk devletinin oyununa gelmemeli ve Kürt halkıyla çatışmamalıdır. Tersine Kürt halkının meşru haklarının kabul edilmesi temelinde birlik olmayı hedeflemelidirler. Tüm Suriye halklarının çıkarlarına hizmet edecek olan doğru politika budur.

Bu temelde Suriye muhalefet güçlerini duyarlı olmaya, Türk devletinin egemenlikçi politikalarına ve oyunlarına gelmemeye, Kürt halkının iradesini ve haklı taleplerini kabul etmeye çağırıyoruz. Onları, Kürt halkının halkların kardeşliği ve özgür birliği yolunda yürüttüğü mücadelenin değerini görmeye ve Kürt halkına karşı geliştirilen katliamcı politikalara karşı tavır almaya çağırıyoruz.

Tüm uluslararası güçleri ve kamuoyunu, Suriye’de özgürlük ve demokrasi güvencesi olan Kürt halkına karşı geliştirilen provokasyonlara karşı duyarlı olmaya, tavır almaya ve Kürt halkının haklı davasını kirli çıkarlara kurban etmemeye ve kurban edilmesine karşı çıkmaya çağırıyoruz.

Diğer parçalardaki tüm Kürdistan halkını, Batı Kürdistan’daki kardeşlerimize karşı geliştirilen bu haksız zulüm ve katliam anlayışına karşı Batı Kürdistan’la dayanışmaya, Halep’te halkımızın sergilediği kahramanlık direnişine sahip çıkmaya, bunun için gerekli fedakarlıklara hazır olmaya çağırıyoruz.

Batı Kürdistan’daki değerli yurtsever halkımız, Suriye’de demokrasi ve Kürdistan’da ise özgürlük ve demokrasi mücadelesinin çok önemli bir dönemeçten geçtiğini görerek bu dönemi başarıyla sonuçlandırmak için birliğini daha fazla güçlendirmeli ve örgütsel yapısını pekiştirmelidir. Bu dönem olağanüstü bir dönem ve büyük fedakarlıklar gerektiren bir dönemdir. Bu fedakarlıkların gösterilmesi temelinde başarı ve özgür bir gelecek mümkün olabilecektir. Batı Kürdistan halkımız, özellikle ulusal çıkarlar etrafında birliğe gelmeyen, bireysel ve ailesel çıkarlar uğruna kendini düşman güçlere peşkeş çeken, ulusal değerlere ihanet eden kişi ve gruplara karşı gereken tavrı almalı ve ulusal-demokratik birliğini pekiştirerek güçlü bir duruşu sağlamayı hedeflemelidir. Çünkü başarı ancak ve ancak böyle mümkün olacaktır.


Reşit Dîlan/Qamişlo
Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info 

Hiç yorum yok: